Hürmüz’de Abluka Kararı Enerji Piyasalarını Sarstı: Petrol 104 Dolara Fırladı

ABD’nin Hürmüz ablukası kararıyla petrol 104 dolara fırladı, gaz %18 arttı; arz krizi ve küresel enflasyon riski büyüyor.

ABD ile İran arasında yürütülen diplomatik temasların sonuçsuz kalmasının ardından Washington yönetiminin Hürmüz Boğazı için “abluka” kararı alması, küresel enerji piyasalarında sert dalgalanmalara yol açtı. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın İran limanlarına yönelik giriş-çıkışları kapatma kararı, arz endişelerini hızla artırırken, yatırımcıların güvenli ve hızlı teslim edilebilir enerji kaynaklarına yönelmesine neden oldu.

Kararın etkisi piyasalarda anında hissedildi. Brent petrolün varil fiyatı yaklaşık 104 dolara yükselerek yüzde 9’un üzerinde prim yaptı, bu artış son dönemin en sert günlük hareketlerinden biri olarak kaydedildi. Aynı şekilde Avrupa’da doğal gaz vadeli işlemleri de gün içinde yaklaşık yüzde 18 oranında sıçrayarak enerji krizine yönelik endişeleri yeniden alevlendirdi. Enerji fiyatlarındaki bu hızlı yükseliş, küresel enflasyon üzerinde yeni bir baskı dalgası oluşturabileceği yönünde yorumlandı.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı tarafından yapılan açıklamada, ablukanın New York saatiyle 10.00 itibarıyla devreye alınacağı belirtilirken, uygulamanın İran limanlarına giriş ve çıkış yapan tüm gemileri kapsayacağı ifade edildi. Bu hamle, yalnızca İran’ın ihracatını değil, aynı zamanda Basra Körfezi üzerinden geçen küresel enerji ticaretini de doğrudan etkileyecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Piyasalarda oluşan en büyük baskı unsuru ise arz yönlü riskler oldu. Orta Doğu’da tırmanan gerilimle birlikte küresel petrol ve doğal gaz arzında daralma ihtimali güçlenirken, rafineriler ve büyük enerji alıcıları spot piyasada daha hızlı teslim edilebilen kargolara yönelmeye başladı. Bu durum, kısa vadeli fiyatların uzun vadeli kontratlara göre daha hızlı yükselmesine neden olan bir yapı oluşturdu.

ABD Başkanı Donald Trump, alınan kararın etkili olacağını vurgularken, İran’dan gelebilecek olası bir karşılığa misilleme yapılacağını açıkça ifade etti. Washington yönetiminin yalnızca ekonomik baskı ile sınırlı kalmayabileceği, aynı zamanda sınırlı askeri müdahale seçeneğini de gündemde tuttuğu yönündeki haberler, jeopolitik risk primini daha da yukarı taşıdı.

Öte yandan, Hürmüz Boğazı’nda zaten süregelen bir fiili daralma söz konusuydu. Şubat ayı sonlarında ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından İran’ın bazı gemilerden ücret talep etmeye başlaması ve geçişleri azaltması, hattaki akışı yavaşlatmıştı. Mart ayında da İran’ın Basra Körfezi üzerinden petrol sevkiyatını sürdürdüğü ancak gönderimlerin önceki aya göre gerilediği tanker verilerine yansıdı. Bu süreçte Çin’in en büyük alıcı konumunu koruduğu dikkat çekti.

Bölgedeki risk yalnızca Hürmüz ile sınırlı değil. Uzmanlar, İran’ın ihracatının ciddi şekilde sekteye uğraması halinde, Yemen’deki Husiler aracılığıyla Bab el-Mendeb Boğazı’ndan geçen ticari gemilerin hedef alınabileceği uyarısında bulunuyor. Mart sonunda çatışmalara dahil olan Husilerin, deniz taşımacılığını aksatma kapasitesine sahip olması, küresel lojistik hatları açısından ikinci bir kriz ihtimalini güçlendiriyor.

Yaşanan gelişmeler, enerji piyasalarında yeni bir “arz şoku” senaryosunu gündeme taşırken, bu durumun yalnızca petrol ve doğal gaz fiyatlarıyla sınırlı kalmayacağı, aynı zamanda küresel enflasyon, merkez bankası politikaları ve ekonomik büyüme üzerinde zincirleme etkiler yaratabileceği değerlendiriliyor. Özellikle Avrupa ve gelişmekte olan ülkeler için artan enerji maliyetleri, cari açık ve finansman baskısını yeniden gündemin üst sıralarına taşıyabilir.

Uzmanlara göre mevcut tablo, 2022 enerji krizine benzer ancak daha hızlı fiyatlanan bir sürece işaret ediyor. Eğer gerilim tırmanmaya devam eder ve deniz ticaret yollarında kesinti yaşanırsa, petrol fiyatlarının 110-120 dolar bandına yönelmesi ve doğal gaz piyasasında daha sert hareketlerin görülmesi ihtimal dahilinde değerlendiriliyor.