“Hisse Düşerse Alırım” Diyen Yatırımcı, Düşüşlerde Neden Panik Satışı Yapar?

Yatırımcılar, borsa düşerken “ucuzlama fırsatı” olarak görüp “dip alım” planları yapar. Ancak piyasa çöktüğünde bu planlar genellikle panik satışlarına dönüşür. Peki akılcı bir strateji gibi görünen bu niyet, neden korkuya yenik düşer? Cevap, insan psikolojisinin finansal kararları nasıl sabote ettiğinde yatıyor.

1. Kayıptan Kaçınma İçgüdüsü: “Acıyı Hissetmek”

Davranışsal finansın önemli bir kavramı olan kayıptan kaçınma (loss aversion), insanların kayıplarından duyduğu acının, kazançlardan aldığı hazzın iki katı olduğunu söyler. Yatırımcı, hisse düşerken “dibe yakınım” diye düşünse bile, portföyündeki kırmızı rakamlar her geçen gün büyüdükçe stres hormonları devreye girer. Beyin, “daha fazla kaybetme” riskine odaklanır ve mantığı bastırır.

Örnek: 2020 Mart’ında COVID-19 paniğiyle S&P 500 %34 düştü. Birçok yatırımcı “dip alacağım” derken, VIX (korku endeksi) 85’e çıktığı anda hisselerini sattı. Sonrasında piyasa toparlandı, ancak panikle çıkanlar geri dönüşü kaçırdı.

2. Sürü Psikolojisi: “Herkes Satıyorsa, Ben Neden Duruyorum?”

Piyasalarda sürü davranışı, rasyonel analizden daha güçlüdür. Sosyal medyadaki felaket senaryoları, TV’deki “kıyamet” yorumları ve arkadaş grubundaki “Ben sattım, sen de çık!” tavsiyeleri, yatırımcıyı yalnız hissettirir. Düşüş devam ederken, “yanlış yalnız kalmaktan korkma” içgüdüsü paniği tetikler.

Örnek: 2008 mortgage krizinde, Lehman Brothers battıktan sonra piyasa “kimse güvende değil” algısına kapıldı. “Dip alım” planı olanlar bile banka hisselerini sıfıra yakın fiyattan sattı. Oysa JPMorgan veya Goldman Sachs hisseleri sonraki 5 yılda 3-5 kat arttı.

3. Aşırı Güven ve Gerçeklik Şoku: “Ben Hazırım” Yanılgısı

Yatırımcılar, düşüş öncesinde kendilerini “duygusal olarak hazır” zanneder. Ancak portföydeki zarar somutlaştığında, kontrol illüzyonu yıkılır. Özellikle kaldıraçlı işlem yapanlar veya tüm birikimini hisseye bağlayanlar, likidite krizi yaşayınca “ne pahasına olursa olsun çıkmalıyım” moduna girer.

Örnek: 2021’de Çin’in gayrimenkul devi Evergrande’nin batışı sırasında, birçok yatırımcı “Çin piyasası dibe vurdu” diyerek alım yapmaya çalıştı. Ancak hisseler daha da düşünce, panikle pozisyonları kapattı.

4. Dip Noktası Takıntısı: “Daha Dibe Vurmadı!”

Yatırımcılar, düşüşlerde “tam dibi” yakalama takıntısına kapılır. Bu nedenle, planladıkları fiyattan bile alsalar, düşüş devam ederse pişmanlık duygusuyla erken satar. Oysa dip noktasını tahmin etmek neredeyse imkansızdır. Warren Buffett’ın dediği gibi: “Piyasaların dibini de tepesini de almaya çalışmayın. Bu, aptalların oyunudur.”

Örnek: 2022’de Fed faiz artırımlarıyla Nasdaq %35 düştü. Birçok yatırımcı 11.000’den “dip” diye alım yaptı, ancak endeks 10.500’e inince panikle sattı. Oysa 2023’te Nasdaq 14.000’i aştı.

5. Medya ve Bilgi Kirliliği: “Kıyamet Haberleri”

Kriz dönemlerinde medya, felaket odaklı haberleri manşet yaparak korkuyu besler. “Borsa çöküyor”, “Küresel resesyona hazır olun” gibi başlıklar, yatırımcıda aciliyet hissi yaratır. Bu ortamda, uzun vadeli planlar bir kenara itilir.

Örnek: 2016 Brexit referandumunda İngiliz sterlini %10 düştü. Medya, “İngiltere iflas edecek” haberleri yaparken, çoğu yatırımcı dip fiyattan sattı. Oysa sterlin ertesi yıl toparlandı.

Çözüm: Panik Satışını Önlemenin 4 Yolu

  1. Önceden Plan Yap: “Hangi hisseye, hangi fiyattan, ne kadar alacağım?” yazılı olmalı.
  2. DCA (Dolar Maliyet Ortalaması): Parçalı alımlarla ortalama maliyeti düşür.
  3. Sosyal Medyadan Uzaklaş: Sürü psikolojisini tetikleyen platformları krizde kapat.
  4. Nakit Rezerv Tut: “Acil durum fonu” ile zorunlu satış yapma riskini azalt.

Panik satışı, insan doğasının bir yansımasıdır. Ancak bu içgüdüyü yenmek için disiplinli bir sistem şart. Unutmayın: Borsada para kazananlar, en akıllı olanlar değil, duygularını en iyi yönetenlerdir.