Borsa İstanbul uzun bir sürenin ardından yeniden canlılık sinyalleri veriyor. Geçtiğimiz yılın büyük bölümünde yatırımcı psikolojisini bozan dalgalanmalar, halka arzlarda yaşanan hayal kırıklıkları ve küresel belirsizlikler piyasaya mesafeli bir hava oluşturmuştu. Ancak son aylarda ortaya çıkan tablo, bu havanın yavaş yavaş dağıldığını gösteriyor. Özellikle yabancı yatırımcının yeniden piyasaya dönmesi ve net para girişlerinin başlaması, borsa için önemli bir dönüm noktası niteliği taşıyor.
Yabancı yatırımcıların Türkiye piyasalarına ilgisinin artması sadece fiyatlara yansıyan bir hareket değildir. Aynı zamanda bu durum, ülke risk algısının kademeli olarak iyileştiğine, makro politikalara duyulan güvenin arttığına ve orta vadeli beklentilerin daha olumlu bir zemine oturduğuna işaret eder. Tarihsel olarak bakıldığında, Borsa İstanbul’da güçlü ve kalıcı yükseliş dönemlerinin hemen hepsinin arkasında yabancı kaynaklı likidite artışı bulunmaktadır. Bugün de benzer bir döngünün başlangıcında olduğumuzu söylemek yanlış olmaz.
Diğer taraftan yerli yatırımcı cephesinde de önemli bir kırılma yaşanıyor. Geçtiğimiz yıl yoğun halka arz trafiği, birçok yatırımcı için hayal kırıklığıyla sonuçlandı. Halka arzlara katılım sayısının 4 milyonlardan 100 binli seviyelere kadar gerilemesi, bu küskünlüğün somut bir göstergesiydi. Ancak son dönemde gerçekleşen halka arzlarda yaklaşık 1 milyon yatırımcının yeniden talep göstermesi, yerli yatırımcının borsaya olan ilgisinin tazelenmeye başladığını ortaya koyuyor. Bu geri dönüş, piyasanın tabana yayılan bir güç kazanması açısından son derece önemli.
Piyasaların en temel itici gücü likiditedir. Likidite arttığında işlem hacimleri yükselir, fiyat oluşumları daha sağlıklı hale gelir ve yükseliş trendleri daha uzun soluklu olur. Bugün hem yabancıdan hem de yerli yatırımcıdan gelen para girişleri, Borsa İstanbul’da likiditenin yeniden güç kazandığını gösteriyor. Bu durum, kısa vadeli dalgalanmalar yaşansa bile ana trendin yukarı yönlü kalmasını destekleyen en önemli unsur olarak öne çıkıyor.
Elbette hiçbir yükseliş süreci düz bir çizgi halinde ilerlemez. Önümüzdeki dönemde sert satışlar, kâr realizasyonları ve zaman zaman piyasayı ürkütecek geri çekilmeler görmek son derece doğaldır. Hatta bazı ayların eksi kapanması da şaşırtıcı olmayacaktır. Ancak asıl önemli olan, bu geri çekilmelerin bir çöküş mü yoksa bir düzeltme mi olduğunun doğru okunabilmesidir. Mevcut tablo, yaşanabilecek düşüşlerin büyük ölçüde sağlıklı düzeltmeler niteliğinde olacağına işaret ediyor.
Burada yatırımcılar açısından kritik olan nokta, kısa vadeli fiyat hareketlerinden ziyade büyük resmi görebilmektir. Türkiye ekonomisinde uygulanan sıkılaşma politikaları, enflasyonla mücadelede atılan adımlar ve finansal istikrarı önceleyen yaklaşım, zaman içinde sermaye piyasalarına olan güveni artıracaktır. Bu da borsa için yapısal olarak olumlu bir zemin oluşturur.
Ayrıca şirketler tarafında da önemli bir potansiyel söz konusudur. Birçok Borsa İstanbul şirketi, döviz bazında hâlâ tarihsel ortalamalarının altında çarpanlarla işlem görmektedir. Karlılıklarını koruyabilen, ihracat ağırlığı yüksek ve borçluluğu makul seviyelerde olan şirketler için orta ve uzun vadede ciddi fırsatlar oluşabilir. Likiditenin artmasıyla birlikte bu şirketlerin daha fazla görünürlük kazanması ve değerlemelerinin yukarı yönlü revize edilmesi muhtemeldir.
Sonuç olarak, bugün gelinen noktada hem yabancı hem de yerli yatırımcının yeniden Borsa İstanbul’a yönelmesi, piyasa açısından güçlü bir toparlanma hikâyesi ortaya koyuyor. Kısa vadeli dalgalanmalar kaçınılmaz olsa da, ana trendin hâlâ yukarı yönlü olduğu bir döneme girmiş olabiliriz. Sabırlı, bilinçli ve risk yönetimini ihmal etmeyen yatırımcılar için önümüzdeki sürecin önemli fırsatlar barındırdığı kanaatindeyim.











