Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi son dönemde sergilediği yükseliş eğilimini geçtiğimiz işlem gününde %1,61 artışla 10.331 puandan tamamlayarak bir kez daha teyit etti. Böylece teknik olarak kritik bir eşik olarak görülen 10.300 puan seviyesinin üzerine çıkılmasıyla endekste pozitif ivmenin güç kazandığı söylenebilir. Mevcut görünümde, endeksin önündeki ilk hedeflerin sırasıyla 10.500 ve 10.800 puan seviyeleri olduğu öne çıkıyor. Yatırımcılar özellikle 24 Temmuz’da açıklanacak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) faiz kararına kadar bu yükseliş trendinin sürmesini bekliyor.
Bu pozitif havayı destekleyen unsurlar arasında son dönemde TCMB rezervlerindeki hızlı artış dikkat çekiyor. Merkez Bankası’nın açıkladığı haftalık para ve banka istatistiklerine göre, 4 Temmuz haftasında brüt döviz rezervleri 10 milyar dolarlık artışla 164,4 milyar dolara yükseldi. Aynı dönemde net rezervler 46,4 milyar dolardan 57,5 milyar dolara çıktı. Swap hariç net rezerv de yaklaşık 9,7 milyar dolarlık artış göstererek 38,1 milyar dolara ulaştı. Bu gelişmeler, TCMB’nin rezerv biriktirme politikasında kayda değer bir ilerleme sağladığını ortaya koyarken, kur tarafındaki istikrar beklentilerini de destekliyor.
Öte yandan TÜİK’in yayımladığı son verilere göre Mayıs ayında sanayi üretimi aylık bazda %3,1, yıllık bazda ise %4,9 artarak ekonomik aktivitedeki toparlanmanın sürdüğüne işaret etti. İç talep ve üretim tarafındaki bu canlılık, şirket bilançoları ve dolayısıyla borsa endeksi üzerinde olumlu beklentileri besliyor. Ayrıca yurt içi yerleşiklerin döviz mevduatlarında geçtiğimiz hafta 2,94 milyar dolar azalış yaşanması ve pariteden arındırılmış bazda bu azalmanın 4,07 milyar dolara kadar ulaşması da TL’ye olan güvenin artmaya başladığını gösteriyor. Aynı hafta kur korumalı mevduat (KKM) hesaplarının ise 9,21 milyar TL düşüşle 534,6 milyar TL seviyesine gerilediği görülüyor. Bu tablo da bir yandan mevduatların daha kısa vadeli araçlara ve potansiyel olarak hisse piyasasına kayabileceğine işaret ediyor.
Yabancı yatırımcı tarafında da olumlu bir hava hakim. Geçtiğimiz hafta yabancı yatırımcıların 234,9 milyon dolarlık hisse ve 2,4 milyar dolarlık devlet iç borçlanma senedi (DİBS) alımı yapması, portföy girişlerinin devam ettiğini ortaya koyuyor. Bu durum, küresel risk iştahındaki dalgalanmalara rağmen Türkiye varlıklarının cazip görülmeye devam ettiğini gösteriyor.
Küresel tarafta ise özellikle ABD’den gelen korumacılık sinyalleri dikkat çekiyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın Kanada’dan ithal edilen tüm ürünlere %35 gümrük vergisi getirdiğini açıklaması ve bakır ithalatına yönelik %50 oranında ek tarife planları, ticaret savaşlarının yeniden kızışabileceği endişesini artırdı. Bu gelişme, küresel emtia fiyatları ve risk algısı üzerinde baskı unsuru oluşturabilir. Ayrıca ABD’de Fed’in bilançosunu küçültmeye devam etme niyetini koruması, dolar likiditesi açısından uzun vadede sıkılaştırıcı etki yaratabilir. Yine ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun Rusya’ya yönelik sert açıklamaları, jeopolitik riskleri canlı tutuyor.
İç politikada ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yarın yapacağı konuşmanın iç piyasa açısından kritik olacağı değerlendiriliyor. Bununla birlikte CHP kurultayı davasında Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin yetkili mahkemenin Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi olduğuna hükmetmesi de siyasi cephede yeni bir hareketlilik yaratabilir. Tüm bu unsurlar, yatırımcıların temkinli ancak yönünü yukarı çevirmiş bir piyasada fiyatlamalar yapmasına yol açıyor.
Bu arada küresel piyasalarda Bitcoin’in 118 bin dolar ile tarihi rekorunu kırması, risk iştahının zaman zaman kripto varlıklara da kaydığını gösteriyor. Konteyner navlun fiyatlarında düşüşün art arda dördüncü haftaya taşınması ise küresel ticarette bir miktar soğuma sinyali veriyor. Bu tablo, Türkiye gibi dış ticaret odaklı ülkeler için orta vadede ihracat fiyatlamaları açısından izlenmesi gereken bir gelişme.
Sonuç olarak, BIST 100 endeksinde teknik görünümde 10.300 üzerindeki tutunma oldukça önemli bir sinyal olarak öne çıkarken, kısa vadede 10.500 ve 10.800 seviyelerinin hedeflenmesi olası görünüyor. Ancak hem iç politik riskler hem de Trump’ın ardı ardına açıkladığı tarifeler ile Fed kaynaklı küresel belirsizlikler, piyasalarda zaman zaman volatilitenin yükselebileceğini hatırlatıyor. Bu süreçte TCMB rezervlerindeki güçlenme, döviz mevduatlarında çözülme ve sanayi üretimindeki artış gibi veriler, yükselişi destekleyen temel faktörler olarak ön planda kalmaya devam edecek.
Analiz Uyarı
Eğitim amaçlı hazırlanan ve örnek verilerle desteklenen bu analiz (temel analiz, teknik analiz ve bilanço analizi), ilgili şirketin, endeksin, finansal aracın, emtianın, dövizin veya kripto paranın performansı hakkında genel bir bakış sunmaktadır. Bilançolarda güncel, doğru ve düzeltilmiş veriler için KAP bildirimleri ve şirket açıklamalarını takip etmenizi öneririz. Bu çalışmanın hazırlanmasında yapay zeka ve analiz yazılımları kullanılmıştır. Bilgilerde yanlışlık olabileceği unutulmamalı. Burada yazılan bilgilere istinaden işlem yapmayınız.











