Küresel ölçekte artan jeopolitik riskler, savunma harcamalarına yönelik beklentilerin güçlenmesi ve özellikle ABD başta olmak üzere birçok ülkenin askeri bütçelerini artıracağına dair açıklamalar, savunma ve havacılık sanayisi hisselerini yatırımcıların odağına taşıdı. Son haftada Güney Kore’den Almanya’ya, İsveç’ten ABD’ye kadar uzanan geniş bir coğrafyada faaliyet gösteren savunma şirketlerinde çift haneli yükselişler görülmesi, sektör genelinde güçlü bir trendin oluştuğuna işaret ediyor. Hanwha Aerospace, Rheinmetall, Saab, BAE Systems ve Leonardo gibi şirketlerin haftalık bazda sergilediği performans, savunma sanayisinin yalnızca bölgesel değil küresel ölçekte stratejik bir yatırım teması haline geldiğini ortaya koyuyor.
Bu küresel yükseliş dalgası, Borsa İstanbul’da işlem gören savunma şirketlerine de net şekilde yansıdı. Altınay Savunma ve Papilon Savunma hisselerinde görülen değer artışları, yerli savunma ekosistemine olan ilginin giderek güçlendiğini gösterirken, sektörün amiral gemisi konumundaki ASELSAN (ASELS), hem finansal büyüklüğü hem de teknolojik derinliğiyle ayrışmayı başardı. Şirket, Borsa İstanbul’da piyasa değeri 1 trilyon lirayı aşan ilk şirket olarak tarihî bir eşiği geçtikten sonra da ivmesini korudu ve kısa sürede piyasa değerini 1 trilyon 276,8 milyar liraya kadar taşıdı. Sadece geçtiğimiz hafta ASELSAN hisselerinde görülen yüzde 21,6’lık yükseliş, yatırımcı güveninin ne denli güçlü olduğunu açık biçimde ortaya koydu.
Son yıllarda yatırımcı tercihlerinin klasik sanayi şirketlerinden, yüksek katma değerli teknoloji üreten firmalara doğru kayması ASELSAN’ın hikâyesini daha da anlamlı kılıyor. Şirketin çip seviyesinden başlayarak tamamen yerli ve milli imkânlarla geliştirdiği MURAD AESA Burun Radar ailesi, Türkiye’nin bu alandaki dışa bağımlılığını azaltmakla kalmıyor, aynı zamanda ASELSAN’ı küresel radar teknolojileri liginde üst sıralara taşıyor. F-16 Özgür modernizasyonu, Bayraktar AKINCI ve KIZILELMA gibi stratejik platformlarda başarıyla test edilen bu radarlar, şirketin yalnızca bugünün değil, geleceğin savunma ihtiyaçlarına da cevap verebildiğini gösteriyor. ANKA-III ve diğer platformlara yönelik entegrasyon çalışmalarının sürmesi, önümüzdeki dönemde yeni sözleşmeler ve gelir artışları açısından önemli bir potansiyel barındırıyor.
ASELSAN’ın faaliyet alanı yalnızca radar sistemleriyle sınırlı değil. Yeni nesil AESA radarlar, elektro-optik sistemler, elektronik harp çözümleri ve yapay zekâ destekli savunma teknolojileri, şirketi dünyada bu ölçek ve çeşitlilikte üretim yapabilen sınırlı sayıdaki savunma firması arasına sokuyor. Bunun yanında çok katmanlı entegre hava savunma sistemi ÇELİKKUBBE teslimatlarının hız kazanacak olması ve sistemin kritik bileşenlerinden EJDERHA Yüksek Güçlü Elektromanyetik Karşı Tedbir Sistemi’nin aktif kullanıma alınması, ASELSAN’ın savunma doktrinlerinde merkezi bir rol üstlendiğini gösteriyor.
Finansal ve operasyonel büyümenin yanı sıra şirketin tedarik ekosistemine katkısı da dikkat çekici boyutlara ulaşmış durumda. ASELSAN’ın yerli tedarikçilere verdiği sipariş tutarının 2025 yılında yüzde 82 artması ve bir yıl içinde 103 ürünün millileştirilmesi, savunma sanayisinde sürdürülebilir ve derinlikli bir yerli üretim altyapısının oluştuğuna işaret ediyor. Bu yaklaşım, yalnızca ASELSAN’ın bilançosunu değil, Türkiye savunma sanayisinin tamamını güçlendiren stratejik bir çarpan etkisi yaratıyor. Şirketin dünyanın en değerli 17’nci savunma sanayisi firması konumuna yükselmesi de bu bütüncül büyümenin doğal bir sonucu olarak öne çıkıyor.
Teknik açıdan bakıldığında ASELSAN hisseleri, güçlü yükseliş trendinin net sinyallerini veriyor. Hareketli ortalamaların tamamının “Al” konumunda olması, kısa, orta ve uzun vadede trendin yukarı yönlü olduğunu teyit ediyor. MA5’ten MA200’e kadar tüm ortalamaların fiyatın altında kalması, teknik görünümün son derece sağlam olduğunu gösteriyor. Teknik indikatörlerde 7 alım, 0 satım sinyali bulunması ve genel özetin “Güçlü Al” olarak şekillenmesi, yükselişin yalnızca haber akışıyla değil, piyasa dinamikleriyle de desteklendiğini ortaya koyuyor.
Bununla birlikte RSI’nin 80 seviyesinin üzerine çıkarak aşırı alım bölgesine girmesi, kısa vadede düzeltme veya yatay seyir olasılığını da gündeme getiriyor. Williams %R, Ultimate Oscillator ve ADX gibi göstergelerin de aşırı alım sinyali üretmesi, volatilitenin yüksek seyredebileceğine işaret ediyor. Nitekim ATR değerinin yüksek olması, fiyat hareketlerinin sertleşebileceğini gösterirken, Fibonacci pivot noktasının 278 seviyesinde bulunması bu bölgenin kısa vadede önemli bir denge alanı olabileceğini düşündürüyor. Ancak MACD, ROC ve Bull/Bear Power gibi göstergelerin hâlen güçlü alım sinyali vermesi, olası geri çekilmelerin trend bozulmadan sağlıklı düzeltmeler şeklinde gerçekleşebileceğine işaret ediyor.
Genel çerçevede değerlendirildiğinde, küresel savunma sanayisindeki yükseliş trendi, Türkiye’nin artan savunma yatırımları ve ASELSAN’ın yüksek teknolojiye dayalı iş modeli, şirketi hem temel hem de teknik açıdan güçlü bir konuma taşıyor. Kısa vadede teknik göstergelerin işaret ettiği aşırı alım durumu dikkatle izlenmesi gereken bir unsur olsa da, orta ve uzun vadede teknolojik yetkinlik, artan sipariş hacmi ve küresel savunma harcamalarındaki büyüme, ASELSAN’ın hikâyesini destekleyen ana unsurlar olarak öne çıkıyor. Bu yönüyle ASELSAN, yalnızca bir hisse senedi değil, aynı zamanda Türkiye’nin savunma ve teknoloji vizyonunun borsadaki yansıması olarak değerlendirilmeye devam ediyor.
Analiz Uyarı
Eğitim amaçlı hazırlanan ve örnek verilerle desteklenen bu analiz (temel analiz, teknik analiz ve bilanço analizi), ilgili şirketin, endeksin, finansal aracın, emtianın, dövizin veya kripto paranın performansı hakkında genel bir bakış sunmaktadır. Bilançolarda güncel, doğru ve düzeltilmiş veriler için KAP bildirimleri ve şirket açıklamalarını takip etmenizi öneririz. Bu çalışmanın hazırlanmasında yapay zeka ve analiz yazılımları kullanılmıştır. Bilgilerde yanlışlık olabileceği unutulmamalı. Burada yazılan bilgilere istinaden işlem yapmayınız.











