ABD’de Ocak ayına ilişkin enflasyon verileri, piyasa beklentilerinin hafif altında kalarak para politikası beklentilerinde sınırlı da olsa güvercin bir fiyatlamayı beraberinde getirdi. Aylık manşet TÜFE yüzde 0,2 artış gösterirken (beklenti: yüzde 0,3), yıllık enflasyon yüzde 2,4 seviyesine geriledi (beklenti: yüzde 2,5). Böylece yıllık enflasyon bir önceki ayki yüzde 2,7 seviyesinden aşağı gelerek dezenflasyon sürecinin sürdüğüne işaret etti.
Çekirdek enflasyon tarafında ise tablo daha dengeli. Aylık çekirdek TÜFE yüzde 0,3 ile beklentiye paralel gerçekleşirken (önceki: yüzde 0,2), yıllık çekirdek enflasyon yüzde 2,5 seviyesinde açıklandı (beklenti: yüzde 2,5; önceki: yüzde 2,6). Çekirdek göstergenin beklentiye uygun gelmesi, fiyat baskılarının tamamen ortadan kalkmadığını ancak kontrol altında ilerlediğini gösteriyor.
Verilerin ardından faiz piyasalarında dikkat çekici bir hareket yaşandı. ABD faiz vadelileri, Fed’in Haziran ayında faiz indirimine gitme olasılığını yüzde 69’a yükseltti. Veri öncesinde bu oran yüzde 63 seviyesindeydi. Bu değişim, yatırımcıların enflasyondaki aşağı yönlü sürprizi para politikasında daha erken bir gevşeme ihtimali olarak yorumladığını ortaya koyuyor. Ayrıca vadeli işlemler piyasasında 2026 yılı için fiyatlanan toplam faiz indirimi beklentisi de 58 baz puandan 61 baz puana çıktı.
Manşet enflasyondaki yavaşlama, Fed’in “daha uzun süre yüksek faiz” söylemini yumuşatabilecek bir veri olarak değerlendirilse de çekirdek enflasyonun aylık bazda yüzde 0,3 seviyesinde kalması, politika yapıcıların temkinli duruşunu korumasına neden olabilir. Fed yetkilileri son dönemde, kalıcı fiyat baskılarına ve hizmet enflasyonundaki yapışkanlığa dikkat çekmişti. Bu nedenle tek bir veri setinin politika yönünü tamamen değiştirmesi beklenmiyor.
Piyasalarda ilk tepki olarak ABD tahvil getirilerinde sınırlı geri çekilme ve dolar endeksinde zayıflama gözlenirken, hisse senetleri ve riskli varlıklarda alım iştahı arttı. Daha düşük enflasyon, finansal koşulların gevşeyebileceği beklentisini güçlendirerek özellikle teknoloji hisseleri ve kripto varlıklar için destekleyici bir zemin oluşturabilir.
Bununla birlikte, Fed’in karar süreci yalnızca enflasyon verilerine bağlı değil. İş gücü piyasasının gücü, ücret artışları ve ekonomik büyüme görünümü de belirleyici olmaya devam edecek. Eğer önümüzdeki aylarda enflasyon eğilimi aşağı yönlü seyrini sürdürürken istihdam piyasasında da dengelenme görülürse, Haziran ayında bir faiz indirimi olasılığı daha da güçlenebilir. Aksi halde Fed, indirimleri erteleyerek daha fazla veri görmeyi tercih edebilir.
Sonuç olarak Ocak ayı enflasyon verisi, piyasaların beklediği ölçüde olmasa da rahatlatıcı bir tablo sundu. Manşet enflasyondaki düşüş ve beklenti altı veri, Haziran indirimi ihtimalini artırdı; ancak çekirdek enflasyondaki yatay görünüm Fed’in temkinli kalmaya devam edeceğini gösteriyor. Önümüzdeki aylarda açıklanacak veriler, bu ilk piyasa tepkisinin kalıcı olup olmayacağını belirleyecek.











