Tüketici Güveni Yükselişe Geçerek 11 Ayın En Yüksek Seviyesini Kaydetti

Tüketici güveni 11 ayın zirvesinde. Hane beklentisi güçleniyor, harcama eğilimi artıyor; iyimserlik temkinli.

Türkiye İstatistik Kurumu ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası iş birliğiyle hesaplanan tüketici güven endeksi, şubat ayında 85,7’ye yükselerek son 11 ayın en yüksek seviyesine ulaştı. Ocak ayında 83,7 olan endeksin yüzde 2,3 artış göstermesi, özellikle yılın ilk çeyreğinde iç talep dinamikleri açısından önemli bir sinyal veriyor. Rakam teknik olarak hâlâ 100 eşik değerinin altında, yani tüketici güveni iyimser bölgeye geçmiş değil; ancak dipten dönüş sinyali güçleniyor.

Hatırlayalım; endeks 2024 Şubat’ta 79,3 seviyesindeydi. 2025 Şubat’ta 82,1’e, Mart 2025’te ise 85,9’a yükselmişti. Şimdi 85,7 ile yeniden o zirveye yaklaşılmış durumda. Bu tablo bize şunu söylüyor: Tüketici cephesinde sert bir bozulma yok, aksine kademeli bir toparlanma var. Ancak bu toparlanma henüz güçlü bir sıçrama değil; daha çok kontrollü ve temkinli bir iyileşme görünümünde.

Verinin en dikkat çekici kısmı hane halkının kendi maddi durum algısındaki iyileşme. Mevcut dönemde hanenin maddi durumu endeksi 68,2’den 71,3’e çıkarak yüzde 4,6 artış gösterdi. Bu artış, genel endeksten daha güçlü. Daha da önemlisi, gelecek 12 aya ilişkin maddi durum beklentisi 83,3’ten 86,8’e yükseldi. Bu veri, tüketicinin geleceğe bugünden daha umutlu baktığını ortaya koyuyor. Enflasyondaki görece yavaşlama beklentisi, ücret artışları ve kredi koşullarındaki olası iyileşme bu algıyı destekliyor olabilir.

Buna karşılık genel ekonomik durum beklentisinin 81,5’ten 81,4’e sınırlı gerilemesi önemli bir detay. Yani tüketici kendi bütçesi konusunda daha iyimserken, makro ekonomi konusunda hâlâ temkinli. Bu ayrışma bize şunu anlatıyor: Mikro iyimserlik artıyor, makro güven hâlâ kırılgan. Ekonomiye duyulan genel güvenin kalıcı şekilde yükselmesi için fiyat istikrarı ve öngörülebilirlik kritik olmaya devam ediyor.

Bir diğer önemli gösterge dayanıklı tüketim mallarına harcama eğilimi. Endeksin 101,9’dan 103,2’ye yükselmesi ve 100 eşik değerinin üzerinde kalması, tüketicinin büyük harcamalar konusunda istekli olduğunu gösteriyor. Bu durum beyaz eşya, otomotiv, mobilya ve elektronik gibi sektörler açısından pozitif. Harcama eğiliminin 100’ün üzerinde kalması, iç talebin tamamen sönümlenmediğini açıkça ortaya koyuyor.

Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta şu: Güven endeksindeki artış tek başına güçlü büyüme anlamına gelmez. Eğer bu iyimserlik kredi faizleri, istihdam koşulları ve reel gelir artışıyla desteklenmezse geçici kalabilir. Tüketici güveni genellikle ekonomik beklentilerin öncü göstergesi olarak kabul edilir. Bu nedenle şubat verisi, yılın ikinci çeyreğine ilişkin iç talep görünümünde hafif bir toparlanma ihtimalini güçlendiriyor.

Önümüzdeki dönemde belirleyici olacak unsurlar; enflasyonun seyri, para politikası adımları ve hane halkının satın alma gücü olacak. Eğer enflasyonda düşüş eğilimi kalıcılaşır ve faizlerde kademeli bir gevşeme alanı oluşursa, güven endeksi 90 seviyesine doğru hareket edebilir. Aksi halde 80-88 bandında dalgalanan, kırılgan ama tamamen kötümser olmayan bir görünüm devam edebilir.

Sonuç olarak şubat ayı verileri, ekonomide sert bir sıçramaya değil ama temkinli bir iyileşme sürecine işaret ediyor. Tüketici artık tamamen karamsar değil; ancak henüz güçlü bir iyimserlik evresine de geçmiş değil. Bu tabloyu en iyi tanımlayan ifade şu olabilir: Kırılgan ama umutlu bir denge.