Kripto varlık piyasasında uzun süredir beklenen vergilendirme adımı atıldı. AK Parti milletvekillerinin imzasını taşıyan ve ekonomiye ilişkin düzenlemeler içeren kanun teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sunuldu. Teklifte, kripto varlık işlemlerine yönelik hem işlem bazlı bir vergi hem de kazanç üzerinden stopaj uygulaması öngörülüyor. Düzenleme yasalaşırsa, Türkiye’de kripto piyasası ilk kez kapsamlı ve sistematik bir vergi çerçevesine kavuşmuş olacak.
Teklife göre, Gider Vergileri Kanunu’nda yapılacak değişiklikle “kripto varlık işlem vergisi” adı altında yeni bir vergi ihdas edilecek. Buna göre kripto varlık hizmet sağlayıcıları tarafından yapılan veya aracılık edilen satış ve transfer işlemleri vergiye tabi olacak. Vergiyi doğuran olay, kripto varlığın satışı ya da transferi anında gerçekleşecek ve verginin mükellefi hizmet sağlayıcı platformlar olacak. Vergi oranı, satış tutarı veya transfer anındaki rayiç değer üzerinden on binde 3 (yüzde 0,03) olarak uygulanacak. Bu tutar matrahtan gider ya da başka bir vergi adı altında indirilemeyecek.
Bir aya ait işlem vergisi, izleyen ayın 15’inci günü akşamına kadar mükellefin bağlı olduğu vergi dairesine beyan edilerek ödenecek. Cumhurbaşkanı, söz konusu oranı her işlem türü için ayrı ayrı veya birlikte sıfıra kadar indirmeye ya da beş katına kadar artırmaya yetkili olacak. Uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisi ise Hazine ve Maliye Bakanlığı’nda olacak. Düzenleme, Resmi Gazete’de yayımlanmasını izleyen ikinci ayın başında yürürlüğe girecek.
Teklif yalnızca işlem vergisiyle sınırlı değil. Sermaye Piyasası Kanunu kapsamındaki platformlarda elde edilen kripto kazançlarına yönelik yüzde 10 oranında vergi tevkifatı (stopaj) uygulanması da öngörülüyor. Platformlar, takvim yılının üçer aylık dönemleri itibarıyla elde edilen kazanç ve iratlar üzerinden bu kesintiyi yapacak. Gelir sahibinin gerçek veya tüzel kişi olması, tam ya da dar mükellef statüsü, hatta vergi muafiyeti bulunup bulunmaması stopaj uygulamasını etkilemeyecek.
Aynı kripto varlıktan farklı tarihlerde alım yapılıp bir kısmı satıldığında, maliyet hesabında ilk giren ilk çıkar (FIFO) yöntemi esas alınacak. Alım-satım sırasında ödenen komisyonlar ile işlem vergisi, tevkifat matrahının hesaplanmasında dikkate alınacak. Aynı tür kripto varlıkla ilgili bir dönem içinde yapılan birden fazla işlem, stopaj uygulamasında tek işlem gibi değerlendirilecek. Aynı tür varlık alım satımından doğan zararlar ise takvim yılı aşılmamak kaydıyla sonraki dönemlerin matrahından mahsup edilebilecek.
Düzenleme kapsamında stopaja tabi tutulan kazançlar için gerçek kişiler yıllık veya münferit beyanname vermeyecek; dar mükellef kurumlar da özel beyanname sunmayacak. Ancak ticari faaliyet kapsamında elde edilen kripto gelirleri ticari kazanç hükümlerine göre beyan edilecek ve stopaj yoluyla ödenmiş vergiler yıllık beyannamede mahsup edilebilecek. Sermaye Piyasası Kanunu’na tabi platformlar dışındaki işlemlerden doğan gelirler ise yıllık gelir vergisi beyannamesiyle beyan edilecek.
Teklif ayrıca kripto varlıkların elden çıkarılmasından doğan kazançların değer artışı kazancı kapsamına alınmasını ve ticari işletmeye dahil kripto varlık satışlarının ticari kazanç sayılmasını düzenliyor. Böylece kripto gelirleri, mevcut vergi sistematiği içinde açık bir hukuki zemine oturtulmuş olacak. “Kripto varlık”, “cüzdan” ve “platform” kavramlarının tanımı da Sermaye Piyasası Kanunu hükümlerine atıf yapılarak netleştirilecek.
Uzmanlara göre bu adım, bir yandan kamu gelirlerini artırmayı hedeflerken diğer yandan kripto piyasasını kayıt altına alma ve şeffaflaştırma amacı taşıyor. Türkiye’de yüksek kullanıcı sayısına sahip kripto ekosistemi açısından düzenleme, belirsizliği azaltıcı bir çerçeve sunabilir. Ancak özellikle yüzde 10 stopaj oranının kısa vadeli yatırımcı davranışını nasıl etkileyeceği ve işlem hacimlerinde daralmaya yol açıp açmayacağı yakından izlenecek.
Küresel ölçekte birçok ülke kripto varlıkları ya sermaye kazancı ya da menkul kıymet geliri olarak vergilendirirken, Türkiye’nin hibrit bir model benimsediği görülüyor. Hem işlem anında düşük oranlı bir vergi hem de kazanç üzerinden stopaj mekanizması öngören sistem, piyasayı tamamen serbest bırakmayan ancak ağır bir yük de getirmeyen ara bir yaklaşım olarak değerlendiriliyor. Önümüzdeki süreçte ikincil düzenlemeler ve uygulama esasları, sektörün yönü açısından belirleyici olacak.










