BES 23 Yaşında: Türkiye Tasarrufu Öğreniyor mu?

BES ve OKS’de fon büyüklüğü 2,1 trilyon lirayı aştı; sistem 23. yılına yaklaşırken tasarruf kültüründe kalıcı bir dönüşüm yaratıyor.

Bireysel Emeklilik Sistemi, Türkiye’de ilk kez 27 Ekim 2003’te hayata geçirildiğinde temel hedef açıktı: İnsanların emeklilik dönemlerinde refah kaybı yaşamamasını sağlamak ve uzun vadeli tasarrufları artırarak ekonomiye kalıcı bir kaynak oluşturmak. Aradan geçen 23 yıla yaklaşan sürede gelinen noktaya bakıldığında, BES’in artık sadece bir emeklilik aracı değil, Türkiye’nin en büyük uzun vadeli finansal havuzlarından biri hâline geldiği görülüyor.

2025 sonu itibarıyla BES’teki katılımcı sayısının 10 milyon 156 bin kişiyi aşması, sistemin toplumun geniş kesimleri tarafından benimsendiğini gösteriyor. Daha da dikkat çekici olan, katılımcıların biriktirdiği fonların 1 trilyon 811 milyar liraya, devlet katkısı fonlarının ise 222 milyar liraya ulaşmış olması. Toplamda 2 trilyon lirayı aşan bu büyüklük, BES’in artık kamu maliyesi ve sermaye piyasaları açısından da kritik bir aktör hâline geldiğini ortaya koyuyor.

Sistemin olgunlaştığının en somut göstergelerinden biri ise BES’ten emekli olanların sayısı. 2025 sonu itibarıyla 432 binin üzerinde kişi BES’ten emeklilik hakkı kazandı. Bu rakam, sistemin yalnızca “birikim yapılan” değil, gerçekten sonuç üreten bir yapı hâline geldiğini gösteriyor. Yıllarca “BES’ten gerçekten emekli olunuyor mu?” sorusunu soranlar için bu tablo net bir cevap niteliğinde.

Otomatik Katılım Sistemi (OKS) tarafında da benzer bir büyüme göze çarpıyor. Çalışanların otomatik olarak dahil edildiği bu sistemde, fon büyüklüğü 129 milyar lirayı aşarken, katılımcı sayısı 7 milyon 779 bin kişiye ulaştı. BES ve OKS birlikte değerlendirildiğinde, toplam katılımcı sayısının 17 milyon 935 bin kişiyi, toplam fon büyüklüğünün ise 2 trilyon 163 milyar lirayı aşması, Türkiye’de tasarruf kültürünün yavaş ama kararlı biçimde güçlendiğini gösteriyor.

Asıl çarpıcı tablo ise son bir yıldaki artışta gizli. 2024 sonundan 2025 sonuna kadar geçen sadece bir yılda, BES ve OKS toplam fon büyüklüğü 935 milyar liradan fazla arttı. Bu, yüzde 76’yı aşan bir büyüme anlamına geliyor. Aynı dönemde sisteme 833 binden fazla yeni katılımcı dahil oldu. Yüksek enflasyon ortamında dahi bireylerin uzun vadeli birikime yönelmesi, BES’in artık “zorunlu değil, bilinçli bir tercih” olarak görülmeye başlandığını düşündürüyor.

Bu dönüşümün en dikkat çekici ayaklarından biri ise 18 yaş altı BES uygulaması. 2021’de başlatılan bu sistem, 2025 sonu itibarıyla 1 milyon 640 bin çocuğa ulaştı. Çocuklar adına biriken fon büyüklüğünün 85 milyar liraya yaklaşması ve bunun yaklaşık 15 milyar lirasının devlet katkısından oluşması, uzun vadeli finansal okuryazarlık açısından son derece önemli. Üstelik en yüksek katılımın sıfır yaş grubunda olması, ailelerin BES’i artık bir “gelecek planı” olarak gördüğünü gösteriyor.

Elbette bu tablo tamamen sorunsuz değil. BES hâlâ herkes için cazip mi, getiriler yeterince anlaşılır mı, fon dağılımları doğru yönetiliyor mu gibi sorular önemini koruyor. Ancak rakamlar şunu açıkça söylüyor: BES artık geçici bir politika değil, kalıcı bir finansal alışkanlık. Özellikle kamu emeklilik sistemine yönelik belirsizliklerin arttığı bir dönemde, bireylerin kendi gelecekleri için ek bir güvence arayışına girmesi şaşırtıcı değil.

Türkiye için asıl kritik mesele, bu büyüyen fonların şeffaf, verimli ve sürdürülebilir biçimde yönetilmesi. Çünkü BES sadece bireyin emekliliğiyle ilgili değil; aynı zamanda ülkenin uzun vadeli yatırımlarının, altyapısının ve finansal istikrarının da önemli bir parçası. 23. yılına yaklaşan BES, artık “genç bir sistem” değil; sorumluluğu büyük, etkisi kalıcı bir yapı.