Marj İyileşmesi Var, Vergi Yükü Ağırlaşıyor
Türkiye bankacılık sektörü açısından 2025 yılının dördüncü çeyreği, faaliyet performansında toparlanma sinyallerinin güçlendiği, ancak aynı zamanda vergi düzenlemeleri ve dönemsel gider artışlarının kârlılığı baskıladığı karmaşık bir görünüm sunmaktadır. Bankalar, 2 Şubat itibarıyla Akbank ile başlayacak finansal sonuç açıklama sürecinde, yatırımcıların özellikle net faiz marjı (NFM) trendi, aktif kalitesi ve karşılık politikalarına odaklanacağı bir döneme girmektedir.
Bist’te işlem gören bazı bankalar için 4Ç25 döneminde çeyreksel bazda %3,2, yıllık bazda %38 kâr artışı öngörülmektedir. Bir önceki çeyrekte görülen güçlü kâr artışının ardından bu daha sınırlı artış, esas olarak yüksek vergi karşılıkları ve faaliyet giderlerindeki artıştan kaynaklanmaktadır.
Sektör Genel Görünüm
2025’in son çeyreğinde bankacılık sektörünü şekillendiren ana başlıklar şu şekilde öne çıkmaktadır:
- Vergi karşılıklarında sektör genelinde belirgin artış
- Swap dahil net faiz marjlarında iyileşmenin sürmesi
- Komisyon gelirlerinde yatay-pozitif görünüm
- Personel giderleri kaynaklı faaliyet giderlerinde sert yükseliş
- TL kredilerde yaklaşık %10 büyüme, YP kredilerde düşük tek haneli artış
Bu tablo, bankaların operasyonel olarak daha güçlü bir gelir yaratabildiğini; ancak bu kazanımların önemli bölümünün vergi ve gider kalemleri tarafından törpülendiğini göstermektedir.
Net Faiz Marjları: Kârlılığın Ana Taşıyıcısı
Dördüncü çeyrekte sektör genelinde swap dahil net faiz marjlarında toparlanma dikkat çekmektedir. Özellikle İş Bankası ve Garanti BBVA’da marjlardaki artışın güçlü olması beklenmektedir. VakıfBank tarafında ise TÜFE endeksli menkul kıymet gelirlerinin etkisiyle çok güçlü bir marj sıçraması öngörülmektedir.
Bu gelişme, yüksek fonlama maliyetlerinin kademeli olarak dengelenmesi ve kredi-mevduat makasının yeniden genişlemesi açısından önemlidir. Orta vadede bu trendin devam etmesi, sektör kârlılığı için temel destek unsuru olmaya adaydır.
Vergi Giderleri ve Enflasyon Muhasebesinin Etkisi
2025 yılının son çeyreğinde kârlılığı baskılayan en önemli faktörlerin başında enflasyon muhasebesi düzenlemeleri kaynaklı yüksek vergi giderleri gelmektedir. Birçok bankada vergi giderleri çeyreksel bazda üç haneli artış oranlarına ulaşmaktadır.
Bu durum, bankaların operasyonel olarak güçlü sonuçlar üretmesine rağmen, net kâr rakamlarının zayıf görünmesine neden olmaktadır. Yatırımcı açısından bu nedenle faaliyet performansı ile net kâr arasındaki ayrışmanın dikkatle analiz edilmesi gerekmektedir.
Banka Bazlı Beklentilerin Genel Özeti
Akbank:
Swap dahil net faiz marjındaki artış ve sınırlı faaliyet giderleri sayesinde güçlü kâr artışı öngörülmektedir. Net kârın çeyreksel bazda %28 artması beklenmektedir. Görünüm pozitif.
Garanti BBVA:
Marj ve net faiz gelirleri güçlü artış göstermektedir. Ancak artan karşılıklar ve faaliyet giderleri kârı baskılamaktadır. Çeyreksel bazda kâr düşüşü öngörülmektedir. Görünüm sınırlı negatif.
Halkbank:
Net faiz gelirlerindeki güçlü artışa rağmen, personel giderleri ve vergi karşılıkları kârlılığı sınırlamaktadır. Çeyreksel bazda belirgin kâr düşüşü öngörülmektedir. Görünüm negatif.
İş Bankası:
Marjlarda güçlü toparlanma ve net faiz gelirlerinde %65 artış öngörülmektedir. Ancak sandık karşılıkları ve personel giderleri baskı yaratmaktadır. Çeyreksel bazda kâr artışı öngörülmektedir. Görünüm pozitif.
VakıfBank:
Sektörde en güçlü çeyreksel kâr artışının VakıfBank’ta görülmesi beklenmektedir. TÜFE endeksli menkul kıymet gelirleri ve marj sıçraması ana sürükleyici unsurlardır. Görünüm pozitif.
Yapı Kredi Bankası:
Net faiz gelirleri güçlü artış göstermektedir. Ancak vergi giderlerindeki sert yükseliş kârı ciddi şekilde baskılamaktadır. Görünüm negatif.
TSKB:
Marjlardaki iyileşmeye rağmen artan karşılık giderleri ve faaliyet giderleri kârlılığı sınırlamaktadır. Çeyreksel bazda kâr düşüşü öngörülmektedir. Görünüm negatif.
Aktif Kalitesi ve Karşılıklar
Sektör genelinde aktif kalitesinde belirgin bir bozulma sinyali bulunmamaktadır. Ancak yıl sonuna özgü olarak bazı bankalarda takipteki kredi girişlerinin arttığı ve buna paralel karşılık giderlerinin yükseldiği görülmektedir.
Bu durum, 2026 yılına girerken bankaların daha temkinli karşılık politikaları izleyebileceğine işaret etmektedir.
Yatırımcılar İçin Ne Anlama Geliyor?
Dördüncü çeyrek sonuçları, başlık kâr rakamları açısından zayıf algılanabilecek olsa da, detaylara bakıldığında:
- Faaliyet performansı güçlüdür
- Marjlar toparlanmaktadır
- Sorunlu kredi görünümü kontrol altındadır
Bu nedenle yatırımcıların, sadece net kâr değişimlerine değil, net faiz gelirleri, marj eğilimi ve karşılık politikalarına odaklanması daha sağlıklı olacaktır.
Genel Değerlendirme
2025’in son çeyreği, bankacılık sektörü için geçiş dönemi niteliği taşımaktadır. Operasyonel tarafta iyileşme devam ederken, düzenleme kaynaklı vergi yükü kısa vadeli kârlılığı baskılamaktadır. 2026 yılına girerken vergi etkilerinin normalize olması halinde, marjlardaki toparlanmanın kârlılığa daha güçlü yansıması beklenmektedir.
Bu çerçevede, marj artışı yüksek olan ve gider kontrolü güçlü bankalar orta vadede sektörün pozitif ayrışan isimleri olmaya aday görünmektedir.
Analiz Uyarı
Eğitim amaçlı hazırlanan ve örnek verilerle desteklenen bu analiz (temel analiz, teknik analiz ve bilanço analizi), ilgili şirketin, endeksin, finansal aracın, emtianın, dövizin veya kripto paranın performansı hakkında genel bir bakış sunmaktadır. Bilançolarda güncel, doğru ve düzeltilmiş veriler için KAP bildirimleri ve şirket açıklamalarını takip etmenizi öneririz. Bu çalışmanın hazırlanmasında yapay zeka ve analiz yazılımları kullanılmıştır. Bilgilerde yanlışlık olabileceği unutulmamalı. Burada yazılan bilgilere istinaden işlem yapmayınız.











