Şimşek: Finansmanı Carry Trade ile Değil, Güven ve Kalıcı Sermaye ile Sağlayacağız

Mehmet Şimşek, Türkiye’nin finansmanı carry trade ile değil güvene dayalı kalıcı sermaye ile sağlamayı hedeflediğini açıkladı.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, TBMM Genel Kurulu’nda Bakanlığının bütçe görüşmeleri sırasında yaptığı konuşmada, uygulanan ekonomi programının piyasalar üzerindeki etkilerine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Şimşek, son dönemde artan güven ortamı sayesinde Türkiye’nin risk priminin belirgin biçimde düştüğünü, bunun doğal sonucu olarak da Türk lirası cinsi varlıklara olan ilginin güçlendiğini ifade etti. Türkiye ekonomisinin yeniden öngörülebilirlik kazandığını vurgulayan Şimşek, bu sürecin kısa vadeli ve kırılgan sermaye hareketlerine değil, daha sağlıklı ve sürdürülebilir finansman yapısına dayanmasını hedeflediklerini söyledi.

Türkiye’de 1989 yılından bu yana sermaye hareketlerine yönelik temel bir kısıtlama bulunmadığını hatırlatan Şimşek, küresel sermaye akımlarının hızlandığı dönemlerde finansal istikrarın korunmasının büyük önem taşıdığına dikkat çekti. Bu çerçevede, artan sermaye girişlerinin finansal sistem üzerinde yaratabileceği riskleri sınırlamak amacıyla makroihtiyati politikaların devreye alındığını belirten Şimşek, atılan adımların piyasayı boğmaya değil, sistemi daha dayanıklı hale getirmeye yönelik olduğunu dile getirdi.

Konuşmasında özellikle “carry trade” işlemlerine ayrı bir parantez açan Şimşek, Türkiye’nin finansman ihtiyacını yüksek faiz-düşük kur farkına dayalı bu tür kısa vadeli işlemlerle karşılamayı doğru bulmadıklarını net bir dille ifade etti. “Bizim böyle bir tercihimiz yok” diyen Şimşek, carry trade işlemlerinin cazibesini azaltmak ve bu kanaldan oluşabilecek kırılganlıkları önlemek amacıyla çeşitli tedbirlerin uygulandığını söyledi. Bu yaklaşımın temelinde, ani sermaye çıkışlarının geçmişte yarattığı makroekonomik hasarların tekrar yaşanmaması hedefinin bulunduğunu vurguladı.

Bu kapsamda Merkez Bankası’nın son altı ay içinde carry trade işlemlerine karşı zorunlu karşılık oranlarını iki kez artırdığını hatırlatan Şimşek, söz konusu oranların vadeye göre ayrıştırıldığını belirtti. Yurt dışı bankaların Türkiye’deki mevduatlarına uygulanan zorunlu karşılık oranının yüzde 8’den yüzde 12’ye yükseltildiğini aktaran Şimşek, yurt dışı repo işlemleriyle sağlanan fonlar ve yurt dışı kredilerde ise bu oranların vadeye bağlı olarak yüzde 12 ila yüzde 18 aralığına çıkarıldığını kaydetti. Bu düzenlemelerle kısa vadeli ve spekülatif girişlerin maliyetinin artırıldığını, daha uzun vadeli ve üretken yatırımların ise teşvik edildiğini söyledi.

Vergilendirme tarafına da değinen Şimşek, hem yurt içi hem de yurt dışı yatırımcıların mevduat ve fon gelirlerinde enflasyon düzeltmesi yapılmadığını, buna karşın söz konusu brüt gelirler üzerinden yüzde 17,5 oranında stopaj alındığını ifade etti. Bu uygulamanın da finansal sistemde dengeyi gözeten ve kamu maliyesini güçlendiren bir unsur olduğunu belirtti.

İlginizi Çekebilir

Şimşek’in açıklamaları, ekonomi yönetiminin temel önceliğinin kısa vadeli kazançlara dayalı sıcak para girişleri değil, güvene dayalı, uzun vadeli ve kalıcı sermaye akımları olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Enflasyonla mücadele, mali disiplin ve yapısal reformların eş zamanlı ilerlemesiyle birlikte, Türk lirası varlıklara olan ilginin daha sağlıklı bir zeminde artmasının hedeflendiği mesajı verildi.