Borsada para kaybetmek çoğu zaman yanlış hisse seçmekten değil, yanlış davranış kalıplarını tekrar tekrar uygulamaktan kaynaklanır. Yatırımcıların klasik hataları neredeyse ezberlenmiş durumdadır. Bunların başında tek hisseye tüm sermayeyi yatırmak gelir. Çeşitlendirme yapmayan yatırımcı, tek bir şirkete hem umutlarını hem de tüm riskini yükler. İkinci büyük hata ise ne aldığını bilmeden yatırım yapmaktır. Birinden duyulan, sosyal medyada övülen ya da “uçacak” denilen hisseler; şirketin ne iş yaptığı, gelir yapısı, borcu, kârlılığı bilinmeden portföye eklenir. Bu noktada yapılan şey yatırım değil, açıkça tahmin ve kumardır.
Oysa şirketi tanıyıp, faaliyet alanını anlayıp, bilançosuna bakıp, değerlemesini yaparak alınan bir hisse, fiyatı kısa vadede düşse bile hata sayılmaz. İyi şirket, kötü fiyatlama dönemleri yaşayabilir. Piyasa her zaman rasyonel değildir; bazen korku, bazen açgözlülük ağır basar. Eğer şirket para kazanıyorsa, operasyonları sağlamsa ve sektörde kalıcı bir yeri varsa, hisse fiyatının geçici düşüşleri yatırımcının yanlış yaptığını göstermez. Asıl sınav burada başlar: sabır.
Borsa, hızlı sonuç isteyenlerin çoğu zaman yanıldığı bir alandır. İyi bir şirketin değeri hemen fiyatlanmayabilir. Bugün olmaz, üç ay sonra olmaz, altı ay sonra olmaz; bazen bir yıl, bazen birkaç yıl beklemek gerekebilir. Bu bekleme süreci yatırımcının psikolojisini zorlar. Ekrana bakıldıkça sabır azalır, başkalarının kazandığı hisseler görüldükçe pişmanlık artar. İşte bu noktada çoğu yatırımcı, yanlış zamanda doğru hisseden çıkar ya da doğru stratejiyi yanlış anda bozar.
Para kaybetmek borsanın doğasında vardır. Bu gerçeği en baştan kabul etmeyen yatırımcı, ilk düşüşte paniğe kapılır. Oysa borsada kalıcı başarı, kayıpsız ilerlemekle değil; kayıpları yönetebilmekle mümkündür. Her yatırımcı zaman zaman para kaybeder. Önemli olan bu kayıpların geçici olması ve sermayeyi kalıcı olarak eritmemesidir. Stop-loss kullanmamak, aşırı kaldıraç, tüm parayla tek pozisyona girmek gibi hatalar parayı kalıcı biçimde batırır.
Bir diğer kritik konu da zamanlama takıntısıdır. Dipten alayım, tepeden satayım düşüncesi yatırımcıyı sürekli hataya iter. Piyasanın dibini ya da zirvesini kimse net şekilde bilemez. Bu yüzden uzun vadeli düşünen yatırımcı için asıl önemli olan; doğru şirket, makul fiyat ve yeterli zaman üçlüsüdür. Zaman, iyi şirketlerin en büyük müttefikidir.
Unutmamak gerekir ki borsa yalnızca finansal bilgiyle değil, aynı zamanda duygusal disiplinle kazanılır. Korku ile satılan hisseler genelde dipten gider, coşku ile alınan hisseler ise çoğu zaman zirveye yakındır. Bu yüzden başarılı yatırımcı, duygularıyla değil planıyla hareket edendir.
Sonuç olarak; borsa, kısa yoldan zengin olma yeri değil, sabırlı olanların servetini zamanla büyüttüğü bir mekanizmadır. Warren Buffett’ın dediği gibi: “Borsa, sabırsızların sabırlılara para aktardığı bir mekanizmadır.” Bu sözü anlayan yatırımcı, para kaybetmekten değil; yanlış davranışları tekrar etmekten korkar.








